Her yazarın iş edindiği bir alan vardır; kimi unutmaya kafa yorar, kimi algoritmalara, kimi özgürlüklere, kimi şehirlere, kimi finans dünyasına… Alev Alatlı gibi dünya nöbeti tutanlar ise insanlığın bütününde olup bitenleri görmeye çalışırlar. Her zaman elinizden geleni değil, yapılması gerekeni yapın diyerek… Alatlı’nın meselelere bakışını hatırlamak istediğinizde ise romanlar ve düşünce eserleri kadar kendisiyle yapılan söyleşilere de dikkat kesilmeniz gerekir. Çünkü kolay cevaplar vermeyi reddeden Alatlı’nın her söyleşisi bizim kendi hikâyemize, Türkiye’nin hikâyesine paralel gelişir.
Ayşe Böhürler’in Alev Alatlı ile yaptığı söyleşileri bir araya getiren Vasiyetim Nasihatimdir hakikati ortaya çıkarmak için kendi deniz fenerimizi yakmamız gerektiğini hatırlatma çabasının toplamı. Çokça fakat çoğu zaman noksan hatta hatalı konuşulan meselelere dair kritik müdahaleler bileşkesi olarak bakılabilir söyleşilere. Kadınlar, Türk erkeği, başörtüsü, mutfak, okumuşların ambargosu, özgürlük, eğitim sistemi, kuantum, Çanakkale, ufkumuzu karartan ergen muhalefet, popülizm, İslam, aydınlanma tezgâhı, evrensel dolandırıcılık, Trump ve Amerikan müesses nizamı, hakikat, edebiyat, romanlar, okumak ve elbette Türkiye üzerine hayati önem taşıyan hatırlatmalar… Her yasal hakkın helal olmadığını vurgulayan Alatlı, sadece akıl ve bilgiye dayanarak hüküm vermeyi reddeder, sezgiler ve duygulara da bir o kadar önem verir. Çeşitli yayınlar için yapılan söyleşiler bilgi kadar bu hislerin de tercümanıdır.
Gerçeğe itibarını iade eden Vasiyetim Nasihatimdir her daim bir şeyler öğrenmeye çalışan kendi deyimiyle mülahaza hanesini hep açık tutan Alev Alatlı’nın dünyasını kavramak için harika bir rehber.

1944 İzmir doğumlu. Liseyi Japonya’da okudu, ekonomi ve istatistik lisansını ODTÜ’de, ekonomi ve ekonometri yüksek lisansını ABD Vanderbilt Üniversitesi’nde tamamladı. Yine aynı ülkede doktora yaptı. Felsefe, ilahiyat, düşünce ve medeniyet tarihi alanlarına yöneldi. 1974’te Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ile Ankara’da Devlet Planlama Teşkilatında çalıştı. California Üniversitesinde Türkçe üzerine psiko-dil bilim çalışmaları yürüttü. Bu süreçte Bizim English adlı bir dergi çıkardı. Daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Filistin meselesinin duyurulmasına katkıda bulunmak için Edward Said’in Haberlerin Ağında İslam (1985) ile Filistin’in Sorunu (1986) kitaplarını tercüme etti. Filistin davası konusunda yaptığı çalışmalardan dolayı 1986’da Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası”yla onurlandırıldı. 2005’te uzun yıllar Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yaptığı Kapadokya Üniversitesini kurdu. 1987 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü’nü; 2006 yılında ise Mihail A. Şolohov 100. Yıl Edebiyat Ödülü’nü aldı. 2014 yılında edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün sahibi oldu. 2012 yılında Bülent Ecevit Üniversitesi; 2017 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından fahri doktora payesi ile onurlandırıldı. Alatlı 2 Şubat 2024 tarihinde ebediyete irtihal etti ve Eyüp Sultan Camisinde kılınan cenaze namazının ardından, Mihrişah Valide Sultan Haziresine defnedildi.
Yayımlanmış eserleri: Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? (1985), Aydın Despotizmi (1986), İşkenceci (1987), nehir romanlarından ilki “Or’da Kimse Var mı?”; Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm! (1992), ‘Nuke’ Türkiye! (1993), Valla, Kurda Yedirdin Beni! (1993), O.K. Musti! Türkiye Tamamdır! (1994), Beyaz Türkler Küstüler (2013) olmak üzere dört romandan oluştu. “Schrödinger’in Kedisi” ise Kâbus (2000) ve Rüya (2001) ile birlikte iki eserden meydana geldi. Aydınlanma Değil, Merhamet (2004), Dünya Nöbeti (2005) ile Eyy Uhnem! Eyy Uhnem! (2008) “Gogol’ün İzinde” üçlemesini oluşturdu. Kadere Karşı Koy A.Ş. (1995) romanı ile nesir-nazım denemesi Eylül 1998 (1999) dışında Hollywood’u Kapattığım Gün/Suç Ortağı Hollywood Karanlık Kitabı (2009, 2020), Funda’nın Mutfak Rehberi (2011), “Ben Böyle Düşünüyorum.” Demek Olmuyor! (2018), Fesüphanallah!: Nasihatname 1 (2019) ve Hafazanallah!: Nasihatname 2 (2019) kitapları ise düşünce, hayat ve siyaset alanındaki çalışmalarıdır. Ayrıca röportajlarından oluşan Kelebek Etkisi Söyleşileri I-II (2020), Dünyayı Bilmeyen Dünyanın Maskarası Olur (2025) ile makalelerinin derlendiği Şimdi Değilse Ne Zaman? (2002), Hayır! Diyebilmek İnsanı (2003), Hatırlar! Geçmişin Geleceğindir (2004), Yorumsuz (2008) ve Aklın Yolu da Bir Değildir (2009) kitapları bulunmaktadır. Derleyen olarak önemi rol üstlendiği ve Türkiye’de ilk defa yapılan dört ciltlik Batı’ya Yön Veren Metinler (2010) ve iki ciltlik Bize Yön Veren Metinler (2014) isimli eserler ise yaklaşık üç bin yıllık düşünce serüvenine ışık tuttu.