İnsanın yapıp ettiklerini sahiplenmesi, kendini sahiplenmesi, dünyayı sahiplenmesi, anlamlı bir hayatın anahtarıdır. Hayatı Türkiye’nin hikayesi içinde biçimlenen Alev Alatlı’nın eserleri kendi tecrübeleri ve bilgisiyle ortaya çıktı. Hak, namus, doğruluk, haysiyet gibi kadim doğruların demokratik oylamaya bırakılamayacaklarını her daim hatırlattı. Onun yazdıklarındaki işaretleri takip edenlerin ulaşabileceği açık ve berrak sonuçlardan biri şudur: Soru sormaktan ve anlama çabasından hiç vazgeçmeyen bir entelektüel. Bunun tabii neticesi olarak müşterek hayatımızın içinde bulunduğu olumsuzlukların eleştirel teşhisi için anladıklarını anlatmanın vazgeçilmez olduğunu gösterdi.
Alev Alatlı Geçme Namert Köprüsünden isimli eserinde Türkiye’nin ve dünyanın ölümcül patolojisine neşter vuruyor. Devamında topluma sahici kayıtlar düşmekle kalmıyor klasik fikir tarihinden insanın kişiliğinin ve özgürlüğünün ana hatlarına, edebiyattan internet ve teknolojiye, Amerika’nın ayrışmasından küreselleşmeye kadar pek çok meseleyi irdeliyor. İnsanın insana yabancılaştığı zamanlarda kelamın haysiyetiyle moral muhalefetin ortadan kalktığını vurgularken Türkiye’de laikliğin özü itibarıyla sınıfsal bir mesele olduğunu hatırlatıyor. Umutsuzluğu ve korkuyu ilkesel olarak reddeden Alatlı; metinlerinde İslam, Batı, Ayn Rand kültü, pozitivizm, kadınsı toplum, romanlar, anarci adayları, toplumsal koordinatlarımız, bilim gibi pek çok konuyu kolaçan ediyor.
Türkiye’nin ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatan Geçme Namert Köprüsünden, çağımız dünyasından payımıza düşenin hakkını veren bir toplam…

1944 İzmir doğumlu. Liseyi Japonya’da okudu, ekonomi ve istatistik lisansını ODTÜ’de, ekonomi ve ekonometri yüksek lisansını ABD Vanderbilt Üniversitesi’nde tamamladı. Yine aynı ülkede doktora yaptı. Felsefe, ilahiyat, düşünce ve medeniyet tarihi alanlarına yöneldi. 1974’te Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ile Ankara’da Devlet Planlama Teşkilatında çalıştı. California Üniversitesinde Türkçe üzerine psiko-dil bilim çalışmaları yürüttü. Bu süreçte Bizim English adlı bir dergi çıkardı. Daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Filistin meselesinin duyurulmasına katkıda bulunmak için Edward Said’in Haberlerin Ağında İslam (1985) ile Filistin’in Sorunu (1986) kitaplarını tercüme etti. Filistin davası konusunda yaptığı çalışmalardan dolayı 1986’da Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası”yla onurlandırıldı. 2005’te uzun yıllar Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yaptığı Kapadokya Üniversitesini kurdu. 1987 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü’nü; 2006 yılında ise Mihail A. Şolohov 100. Yıl Edebiyat Ödülü’nü aldı. 2014 yılında edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün sahibi oldu. 2012 yılında Bülent Ecevit Üniversitesi; 2017 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından fahri doktora payesi ile onurlandırıldı. Alatlı 2 Şubat 2024 tarihinde ebediyete irtihal etti ve Eyüp Sultan Camisinde kılınan cenaze namazının ardından, Mihrişah Valide Sultan Haziresine defnedildi.
Yayımlanmış eserleri: Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? (1985), Aydın Despotizmi (1986), İşkenceci (1987), nehir romanlarından ilki “Or’da Kimse Var mı?”; Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm! (1992), ‘Nuke’ Türkiye! (1993), Valla, Kurda Yedirdin Beni! (1993), O.K. Musti! Türkiye Tamamdır! (1994), Beyaz Türkler Küstüler (2013) olmak üzere dört romandan oluştu. “Schrödinger’in Kedisi” ise Kâbus (2000) ve Rüya (2001) ile birlikte iki eserden meydana geldi. Aydınlanma Değil, Merhamet (2004), Dünya Nöbeti (2005) ile Eyy Uhnem! Eyy Uhnem! (2008) “Gogol’ün İzinde” üçlemesini oluşturdu. Kadere Karşı Koy A.Ş. (1995) romanı ile nesir-nazım denemesi Eylül 1998 (1999) dışında Hollywood’u Kapattığım Gün/Suç Ortağı Hollywood Karanlık Kitabı (2009, 2020), Funda’nın Mutfak Rehberi (2011), “Ben Böyle Düşünüyorum.” Demek Olmuyor! (2018), Fesüphanallah!: Nasihatname 1 (2019) ve Hafazanallah!: Nasihatname 2 (2019) kitapları ise düşünce, hayat ve siyaset alanındaki çalışmalarıdır. Ayrıca röportajlarından oluşan Kelebek Etkisi Söyleşileri I-II (2020), Dünyayı Bilmeyen Dünyanın Maskarası Olur (2025) ile makalelerinin derlendiği Şimdi Değilse Ne Zaman? (2002), Hayır! Diyebilmek İnsanı (2003), Hatırlar! Geçmişin Geleceğindir (2004), Yorumsuz (2008) ve Aklın Yolu da Bir Değildir (2009) kitapları bulunmaktadır. Derleyen olarak önemi rol üstlendiği ve Türkiye’de ilk defa yapılan dört ciltlik Batı’ya Yön Veren Metinler (2010) ve iki ciltlik Bize Yön Veren Metinler (2014) isimli eserler ise yaklaşık üç bin yıllık düşünce serüvenine ışık tuttu.