Belki de günümüzde insanın en çok kullanması gereken kelime “Hayır!” olmalı. Ne var ki her şeyi olumlu görme tavrının revaçta olduğu bir zamana şahitlik ediyoruz. Çünkü görmek reddedildiğinden genel geçer eğilimler el üstünde tutuluyor. Oysa genel geçer eğilimler her zaman ille de uyulacak şeyler olmuyor hele de günümüz dünyasında. Kadim doğrularımızı hızla unutmamızın ve hep hükümsüzleştirilmeye razı olmamızın yabana atılamayacak ölçüde payı var bu tuhaflık üzerinde.
Bu anlamda Türkiye’nin en özgün entelektüellerinden Alev Alatlı’nın yazılarıyla günümüzü yorumlayarak çizdiği haritada; işaretlenmiş ne çok “Hayır!” olduğunu göreceksiniz. Entelektüelin çağına şahitliği vicdani bir sorumluluk iken, ülkemizdeki çoğu güçlü kalemin, aksine bir yönelişle Batılılaşma helecanı içinde hazır gündemler peşinde durduğunu söylemek üzüyor bizleri. Alev Alatlının bakışı ve duruşuyla gündemdeki olayları yeniden okuyabilmek için bir araya toplanan yazılarından oluşan ‘Hayır!’ Diyebilmeli İnsan kitabı sonunu düşünmeden dünyadaki gidişata özenmenin nelere mal olduğunu ortaya koyuyor. Sonu gelmez reformlara maruz kalmanın gerekçesi kılınıyor yaşayakalmak için kendimizi iptal etmek. Hâlbuki bu bir çağdaş engizisyondur. Gelin de hayır demeyin. Eser, yüksek sesle, inançla ve inatla söylediklerini bir şekilde bizlere duyurmayı başaran yazarımızın, ulusal ve uluslararası gündemlere ilişkin tezlerini, açık ve net eleştirel yaklaşımlarını içeriyor.
‘Hayır!’ Diyebilmeli İnsan, etrafa hoş görünmek için her şeye evet demenin hoş olmadığını ortaya koyarak yeni bir pencere açıyor zihinlerimizde.

1944 İzmir doğumlu. Liseyi Japonya’da okudu, ekonomi ve istatistik lisansını ODTÜ’de, ekonomi ve ekonometri yüksek lisansını ABD Vanderbilt Üniversitesi’nde tamamladı. Yine aynı ülkede doktoraya başladı. Felsefe, ilahiyat, düşünce ve medeniyet tarihi alanlarına yöneldi. 1974’te Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde ve Ankara Devlet Planlama Teşkilatında çalıştı. California Üniversitesinde Türkçe üzerine psiko-dil bilim çalışmaları yürüttü. Bu süreçte Bizim English adlı bir dergi çıkardı. Daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Filistin meselesinin duyurulmasına katkıda bulunmak için Edward Said’in Haberlerin Ağında İslam (1985) ile Filistin’in Sorunu (1986) kitaplarını tercüme etti. Filistin davası konusunda yaptığı çalışmalardan dolayı 1986’da Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası”yla onurlandırıldı. 2005’te uzun yıllar Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yaptığı Kapadokya Üniversitesini kurdu. 1987 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü’nü; 2006 yılında ise Mikhail A. Şolohov 100. Yıl Edebiyat Ödülü’nü aldı. 2014 yılında edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün sahibi oldu. 2012 yılında Bülent Ecevit Üniversitesi; 2017 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından fahri doktora payesi ile onurlandırıldı. 4 Aralık 2024 tarihinde ebediyete irtihal etti ve Eyüp Sultan Camisinde kılınan cenaze namazının ardından, Mihrimah Valide Sultan Haziresine defnedildi.
Yayımlanmış eserleri: Yaseminler Tüter mi Hâlâ? (1985), Aydın Despotizmi (1986), İşkenceci (1987), nehir romanlarından ilki “Or’da Kimse Var mı?”; Viva La Muerte (1992), Nuke Türkiye! (1993), Valla Kurda Verdirdim Beni (1993) OK Musti, Türkiye Tamamdı! (1994), Beyaz Türkler Küstüler (2013) olmak üzere dört romandan oluştu. “Schrödinger’in Kedisi” ise Kâbus (2000) ve Rüya (2001) ile birlikte iki eserden meydana geldi. Aydınlanma Değil, Merhamet (2004), Dünya Nöbeti (2005) ile Ey Uhnem! Ey Uhnem! (2008) “Gogol’ün İzinde” üçlemesini oluşturdu. Kadere Karşı Koy AŞ. (1995) romanı ile nesir-nazım denemesi Eylül 1998 (1999) dışındaki Hollywood’u Kapattığım Gün / Suç Ortağı Hollywood Kaan’ın Kitabı (2009, 2020), Funda’nın Mutfağı Rehberi (2011), Ben Böyle Düşünüyorum! Demekle Olmuyor! (2018), Fe-sübhanallah-Hasibtanme 1 (2019) ve Hafazanallah-Hasibtanme 2 (2019) kitapları ise düşünce, hayat ve siyaset alanındaki çalışmalarıdır. Ayrıca röportajlarından oluşan Alev Alatlı ile Türkiye ve Dünya (2003), Kelebek Etkisi Söyleşileri I-II (2020) ile makalelerinin derlendiği Şimdi Değilse Ne Zaman? (2002), Hayır! Diyebilmeliyiz (2003), Hatırla! Geçmişini Geleceğindir (2004), Yormuşsunuz (2008) ve Aklın Yolu da Bir Değildir (2009) kitapları bulunmaktadır. Derleyen olarak önemli rol üstlendiği ve Türkiye’de ilk defa yapılan dört ciltlik Batı’ya Yön Veren Metinler (2010) ve iki ciltlik Bize Yön Veren Metinler (2014) isimli eserler ise yaklaşık üç bin yıllık düşünce serüvenine ışık tuttu. Son yıllardaki söyleşilerinden bir kısmı Dünya’yı Bilmeyen Dünyanın Maskarası Olur (2025) kitabında bir araya getirildi.