Sahibini arayan iman

2010-09-05 13:27:11

Kendi imanının tadını henüz alamamışlar için yapılabilecek en iyi şeylerden biri imanının tadını almışların söylediklerine kulak vermek olmalı. Adem Özköse'nin dünyanın çeşitli yerlerinde hidayetle buluşmuş güzel kardeşlerimizin hikayelerini bir araya getirdiği kitabı "Cennete Otostop", bu manada güzel bir Ramazan hediyesi oldu benim için. İftar anındaki bir bardak soğuk su nasıl serinletiyorsa içimizde biriken çölü, bu hidayet öyküleri de öyle inanın. 
İman hiç kuşku yok ki bize bahşedilen nimetlerin en büyüğü... Ve yine biliyoruz ki bu bir nasip meselesi... Kitaptaki hidayet öykülerini birbiri ardınca okurken, bu hakikat adım adım işliyor içinize. Bu hikâyelerin satır aralarında şahitlik ettiğiniz şey hidayetle aydınlanan hayatların birkaç adımda nasıl aydınlıklardan karanlıklara çıkıverdiği değil sadece. Evet var böyle bir mucize, iman karayı ak eden bir etkiye, güce ve berekete sahip... Müslüman mahallesine doğan ve belki de bu sebeple imanının kıymetini layıkıyla bilemeyen insanlar olarak bizler bunun çok farkında olmayabiliriz. Ama hayatının bir kavşağında iman nuruyla müşerref olan insanlar bu mucizevi değişimi en müşahhas biçimde görüyor, fark ediyor, yaşıyorlar. Sadece kendileri de değil, aileleri, arkadaşları, dostları da buna şahitlik ediyor. Sanki bu dünyadan çıkıyor, başka bir dünyanın insanı oluyorlar. Bu değişim fiziki bir değişim değil elbette, tamamen ruhî bir değişim... Ama bunun fiziki dünyaya ilişkin yansımaları da görülmeye başlıyor ardından. Kendini, fıtratının gösterdiği istikametin tersine zorlayan insan, bir anda hakiki istikametini buluyor, varlığı için doğru olan işleyişe kavuşuyor ve rahatlıyor. Kötülüklerle yorulan hayatlar imanla arınıp iyiliklere yöneliyor. Taşınamaz hale gelen hayat ağırlıkları bir anda benliklerin üzerinden kalkıyor, varlık hafifliyor, adeta kanatlanıyor. Cevabı bulunamadığı için zihni kanatmakta olan sorular sürura eriyor. İmanla müşerref olmayanların rahat anlayamayacağı bir şey bu... Ama işte bu kitapta müşahhas örnekleri var bu mucizenin. Eğer gözlerinizde bir perde, kalplerinizde mühür yoksa eğer sizi engelleyen; görmemeniz imkânsız bu hayatlardaki o kritik iman noktasının öncesiyle sonrası arasındaki devasa farkı. Dünyanın dört bir yanında doğan, birbirine benzeyen-benzemeyen onlarca farklı hikâyeden akıp gelen farklı dil, renk ve kültürden insanların bu uzun görünen ama aslında tek bir adımdan ibaret olan mucizevi yolculuğunda her şey aslında ayan beyan... Benliklerini dirilten bir ilahi dokunuş hayatın bir anında şefkatle onlara dokunuyor ve her şey değişiyor. Hayat taze bir nefesle içini temizliyor. Bunun adı iman ve nasipdarı olan herkes için tarih boyunca bu hep böyle oldu. 

Bu kitapta bariz biçimde müşahede ettiğim husus, insanların hakikati aradıkları gibi hidayetin de hakikati arayan o insanları aradığıdır. Nasıl bir insan olursanız olun, nasıl bir hayatın içinde, nasıl bir çevrenin merkezinde bulunursanız bulunun, kalbinizle neye yöneldiğiniz önemlidir. Halis bir yöneliş idraki, o da peşinden hidayeti getiriyor.

Bütün bu hidayet öykülerinin bizim dünyalarımıza katabileceği çok şey var. Bizim böyle sancılı yolculuklarımız, böyle çarpıcı hikâyelerimiz olmayabilir. Ama unutmayalım bizler de iman sahipleriyiz ve bizim imanlarımızın da öyle mucizevi bir nuru var özünde. Kanıksamış ve bir parça hatırımızdan çıkarmış olabiliriz ama bu yine de böyle. İddia ediyorum; okuduğunuz her hidayet öyküsünün içinizde makes bulduğunu ve bir şeyleri canlandırdığını hissedecek, o nurlu aynalarda kendi kalbinizdeki heyecanı göreceksiniz. İmanın tadı da zaten böyle bir şey olmalı.

Adem Özköse'yi hayırlara vesile olacağından emin olduğum bu eseri için tebrik ediyorum. Çok nadir yaptığım bir şeyi yapıp sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum; Ramazan bitmeden bu kitabı bulup okuyunuz.

Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Gökhan Özcan'ın 30 Ağustos 2010 Pazartesi Günkü Yazısında Pınar Yayınları'ndan Çıkan CENNETE OTOSTOP Kitabıyla İlgili Düşünceleri.

Kapat